26 Şubat 2017 Pazar

Tarçın alirken dikkat

TARÇIN ALIRKEN LÜTFEN DİKKAT EDİN!

Önemli Not: Piyasada 2 tür tarçın bulunur; 1-) Çin tarçını 2-) Seylan Tarçını; Yapılan araştırmalarda; Çin tarçınının yüksek kumarin içermesinden dolayı çeşitli yan etkileri olabilir. Bu sebeple; Seylan tarçınını tercih etmenizde fayda vardır. Etiketlemede; Çin tarçını Cassia olarak  ve Seylan Tarçını ise True cinnemon olarak isimlendirilebilir. Eğer Seylan türünü bulamadıysanız; alacağınız tarçını daha düşük miktarlarda kullanın.

25 Şubat 2017 Cumartesi

Dereotu faydlari

DEREOTUNUN FAYDALARI;

Böbrek taşını düşürmeye yardımcı olur. Yumurtalıklardaki ağrıları hafifletir. Mide krampları, şiddetli mide ağrılarını geçirir. Diş ağrısına faydalıdır. Gaz giderici etkisi de vardır. Kozmetik sanayinde de kullanılır. Özellikle losyon yapımında tercih edilir. Elde edilen losyon kızarıklık ve göz iltihapları için kullanılabilir. Baş ağrısını rahatlatır. Kan basıncını azaltır.

Göbek nasıl erir

GÖBEK NASIL ERİR? GÖBEK YAĞI ERİTME YÖNTEMLERİ NELERDİR?

LİF AÇISINDAN ZENGİN BESİNLERİ TERCİH EDİN!

Göbek yağlarından kurtulmak için biraz önce belirttiğimiz gibi protein ağırlıklı beslenmenin yanında lif açısından zengin besinler de tercih edilmelidir. Özellikle sebzelerin lif ağırlıkları yüksektir. Mevsimine göre sebzeleri mutlaka tüketin. Yazın gelmesiyle birlikte şu sıralar taze fasulye, patlıcan, biber, kabak, semizotu gibi sebzeleri bol bol tüketebilirsiniz.

Ihlamur çayının Faydaları

IHLAMURUN FAYDALARI NELERDİR ?
* Antifungal özelliği vardır. Bu nedenle mantar enfeksiyonlarını önler.
* Dizanteri ve deri hastalıklarına iyi gelir.
* Küçük yaraları ve kesikleri enfeksiyonlara karşı korur.
* Bakterilerin vücuttaki büyümelerini engeller.
* Kulak, burun, boğaz, göz, kolon ve bağırsaklardaki bakterilerin, enfeksiyonların gelişmesini önler.
* İyi bir antioksidan kaynağıdır.
* Karın ağrısı, bağırsak ağrılarına iyi gelir.
* Mideyi rahatlatır. Ülsere karşı koruma sağlar.
* Terleme yoluyla toksinlerin vücuttan atılmasını hızlandırır. Bu sayede kanı temizler.
* İltihaplanma sebebiyle oluşan ateşi düşürür.
* Sindirim sistemini rahatlatır. Bağırsakları uyarır ve boşaltımı kolaylaştırır. Bu sayade kabızlığı önler.
* Dermatit ve sedef hastalığı gibi cilt hastalıklarına yarar sağlar.

Rezene Çayının Faydaları

REZENE ÇAYININ FAYDALARI NELERDİR ?
• Kansızlığa fayda sağlayan bir bitkidir.
• Hazımsızlık için de kullanılabilir.
• Bağırsaklardaki gazları giderir.
• Kolesterole karşı yarar sağlar.
• Rezene tohumu özü kansere karşı koruma sağlar.
• Tansiyonu düşürücü özelliği vardır.
• Beyne karşı yarar sağlar.
• İyi bir C vitamini kaynağıdır.
• Menopoz döneminde de faydalıdır.
• Göğüsleri büyütücü etki yapar.
• Göz sağlığını korur.
• Balgam söktürür.

Baş ağrısı nane

Dünyada 25 ile 30 arası türü bulunan, insan sağlık açısından son derece faydalı, hoş kokusu olan bir bitkidir. İştah açtığı herkesçe bilinir. Sinirleri yatıştırır vücuda zindelik ve rahatlık verir.

Strese ve baş ağrısına iyi gelir. Spazm ve kalp çarpıntısı riskini azaltır. Ateşi düşürücü özelliği vardır. Sindirim sistemi ve mide için çok faydalıdır. Sindirimi kolaylaştırır.

Nane Bitkisi Nedir?

Ballıbabagiller familyasındaki aynı cinsten 25 kadar çok yıllık dayanıklı otsu bitkinin genel adı Nane’dir. Nane çok yıllık 30-90 cm boyunda, hafif tüylü oldukça sık çatallaşan, gövde esmerimsi kahverengimsi renktedir. Yaprakları yumurta şeklinde, uca doğru sivri, kenarları kertikli, hafif kahverengimsi yeşil renkte, karşılıklı bir sonraki ile çaprazdır. Çiçekleri başak şeklinde ve boğumları çember şeklinde bir demet şeklinde çiçekler dizilmiştir.

 Yetiştirildiği Yerler : Dünyanın tüm ılıman ve astropikal bölgelerine yayıldığı gibi ülkemizde de 7 türü yetişmektedir. Ayrıca ülkemizde yetiştirilen nanenin eterik yağ bakımından kalitesi oldukça yüksektir. Toplanması - Saklanması : Bitki çiçek açmaya başlamadan önce toplanır ve gölge bir yede kurutulur. Naneyi kuruturken paslı gibi gözüken yapraklar kurutulurken ayıklanmalıdır.

Bilinen Bileşimi : Yaprak, sap ve çiçeklerinde mentol, menton, jasmon vb. maddeleri içeren uçucu yağ ile tanen, reçine, acı bitki esansı ve bazı organik maddeler bulunur

Kekiğin Faydaları

Kekiğin Faydaları, Kekik Neye İyi Gelir

Kekiğin Faydaları, Kekik Neye İyi Gelir?

Kekik Neye İyi GelirDünya genelinde birçok farklı çeşidi olan kekik, insan sağlığına çok faydalı bir bitkidir.

Faydaları:

Öksürüğü keser.Sindirim sistemine yardımcı olur.Ağız içinde ki yaralara iyi gelir.İyi bir ağrı kesicidir.Romatizmaya iyi gelir.Mineral açısından çok zengindir.Vücuda dinçlik ve güç verir.Balgamı giderir.Diyabet hastaları için şekeri düzenler.Grip, soğuk algınlığı gibi rahatsızlıklara iyi gelir.Kan dolaşımını hızlandırır.İdrar çözücüdür.

Kekik toz halinde, çayı yapılarak veya yağ haline getirilerek kullanılabilir. Her hali ile çok sağlıklı bir bitki olan kekik, şifa kaynağıdır. 

Ödem nasıl atılır

Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, ödem özellikle kadınlarda görülen şikayetlerin başında geldiğini söyledi. Enç, “Ödem’in oluşmasında bir çok etken rol oynayabiliyor.Ciddi hastalıklarında ödemin oluşmasında etkili olabileceği unutulmamalı” dedi.

Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, yaptığı açıklamada, ödem atmanın yolları ile ilgili bilgiler verdi.
Enç, “Ödem,vücutta sıvı birikmesidir ve yaygın karşılaşılan bir sorundur. Ödemi hücre içi sıvının hücre dışına çıkması ile doku aralarında ve cilt altında birikmesi olarak da tanımlayabiliriz. Ödem, daha çok bayanlarda görülüyor ve ciddi hastalıkların belirtisi olabiliyor.
Böbrek ve karaciğer hastalıkları, kalp-damar sorunları, hormonal hastalıklar ödeme yol açabiliyor. Ödeme neden olan durumların bazıları şunlardır: Regl dönemi, menopoz,f azla kilo, az su tüketimi, fazla karbonhidrat tüketimi, bol tuzlu diyet gibi… Ayrıca Magnezyum Eksikliği/B6 Vitamin Eksikliği ve tansiyon dengesizliği de ödeme neden olabiliyor.
Tüketilen su ve tuz miktarı şişme ve ödem oluşmasında çok önemlidir. Ödemin en erken belirtileri göz kapaklarında, el, ayak ve ayak bileklerinde şişme meydana gelmesidir. Ödem ile birlikte kilo artışı da tipik bir bulgudur.Ödemin tedavisi özellikle nedene yönelik olmalıdır. Eğer hastalığa bağlı bir ödem söz konusu değilse, ilaç kullanmadan bazı tedbirlerle ödemlerinizden kurtulabilirsiniz.” Diye konuştu.

Ödem atıcı tarif:

Gece yatmadan önce 1 bardak suya ,1 adet kuru hurma koyup bekletin.
Sabah hem suyu hem hurmayı tüketin. Bağırsak hareketlerinin hızlanmasına ve ödemin atılmasını sağlar. 1 demet maydanoz, 2 salatalık ve 1 orta boy havuç suyunu karıştırıp için. Dilerseniz 1 çay kaşığı rendelenmiş taze zencefil de ekleyebilirsiniz. Günde 2 kere aralarda tüketmek ödem atmanın sihirli formülünden biridir.”

Sarımsak kansere iyi gelir mi

Sarımsağın kanser riskini azaltıp azaltmadığı konusunda birçok araştırma var. Amerika Ulusal Kanser Enstitüsü sarımsağı anti-kanser besin olarak kabul etmiş durumda. Sarımsağın bileşimindeki maddelerin çoğunda anti-kanser özellikler olduğu savunuluyor. Fakat bu bileşimlerin içinde en büyük rol oynayanı “alil sülfür”. Araştırmalara göre sarımsağın içindeki maddeler, vücudun kansere neden olan kimyasallardan kurtulmasına yardımcı oluyor ve kanserli hücrelerin doğal olarak ölmesine sebep oluyor (apoptoz). Ayrıca sarımsağın bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiği de kanıtlanmış; bu da kanser hücrelerinin büyümelerini engellemek ve vücudun hastalıklarla savaşması için şart.

San Francisco’da yapılan bir araştırmada, sarımsağı fazla tüketenlerin (günde 8-12 diş) Pankreas kanseri riskini yüzde 54 azalttığı savunuluyor. Ayrıca aynı araştırmaya göre, sarımsak tüketiminin meme kanserine yakalanma oranını da düşürdüğü savunuluyor. İlk bakışta 8 diş sarımsak size fazla gelebilir ama yemek pişirdiğinizde ve sarımsağı doğru pişirdiğiniz taktirde bu esasında hiç de ulaşılması zor bir rakam değil.

Sarımsağı hangi şekilde yemeliyiz?

Toz ve haplar yetersiz

Sarımsağın en faydalı şekli çiğ hali. Ticari şekilde satılan tozu veya tablet hâlinde pazarlanan biçiminin vücuda faydası ne yazık ki minimal. Kimimiz çiğ şekilde yiyemediğimiz için pişirmeyi uygun buluyoruz ama doğru şekilde pişirilmediği taktirde bütün antioksidan özelliklerini kaybediyor ve sağlığımıza faydası olduğunu zannederken sadece tadından faydalanıyoruz.

Sarımsağı pişirecekseniz bu kurala dikkat!
Eğer sarımsağı pişirecekseniz önceden dövüp 15 dakika kadar oda ısısında bırakmanız gerekiyor. Ancak bu şekilde içindeki enzimler aktif oluyor

24 Şubat 2017 Cuma

Sülüklerin Yetiştirme Teknikleri


Sülük yetiştiriciliği sülüklerin çeşitli yöntemler kullanılarak kanla beslenmesi prensibine
dayanır. Tıbta kullanılması ve ekonomik önemi olması nedeniyle Hirudo medicinalis'in
üretimi ve yetiştiriciliği üzerinde durulacaktır. Hirudo medicinalis'in yetiştiriciliği iki şekilde
yapılabilir.

Laboratuvar Koşullarında Üretim ve Yetiştiricilik

Büyük akvaryum ve tanklarda üretim ve yetiştiricilik
Sülüğün gelişim süresi çevre ve su sıcaklığına bağlıdır. Sülük yavruları 24-28°C sıcaklıkda 28
günde ve 18-20°C sıcaklıkta ise 35-45 günde yumurtadan çıkarlar. Yumurtadan ilk çıkan
sülük yavruları yaklaşık 24 (16-39) mg ağırlığında ve 1.7 cm boyunda olurlar. Yumurtadan
yeni çıkan yavru sülüklerin büyüklüğü ve ağırlığı kokon içindeki albumin içeriğine ve
yumurta sayısına da bağlıdır. Şayet bir kokonda 3 adet yumurta varsa bu kokondan çıkan
yavru sülükler ortalama 60 mg ağırlığında ve 3.5 cm uzunluğunda olurlar. Ancak bir kokon
33 yumurta içeriyorsa bu kokondan yaklaşık 20-40 mg ağırlığında ve 0.7-2.0 cm uzunluğunda
yavrular çıkar. Yumurtadan çıkan yavru sülükler uzun bir süre beslenmeksizin hayatta
kalabilirler. Bu yavrular 22-25°C'de aç kaldıkları zaman 93 gün sonra ölmeye başlarlar.
Kitleler halinde ölüm ise 120 gün sonra ortaya çıkar. Aç kalan yavru sülüklerin tamamının
ölümü ise 125 gün sonra olar (Sawyer, 1986).

Sülüklerin olgunlaşmasını besinin miktarı ve beslemede kullanılan konakçının türü etkiler.
Yumurtadan ilk çıkan yavru sülüklerin derhal beslenmeleri gerekiyorsada, bu sülüklerin ilk
yemlerinin 23°C'de 10-20 gün içinde verilmesi normaldir. Ikinci besleme 1-1.5 ay sonra
üçüncü besleme ise 1.5-2 ay sonra ve bundan sonra devam edecek olan beslemeler ise 2-3
aylık aralarla yapılması gerekir (Sawyer, 1986).

Laboratuvar koşullarında en iyi besleme yöntemi yavru sülüklere ilk iki beslemede kurbağa
kanı, sonraki beslemelerde ise memeli hayvanların kanının verilmesidir.
 

Bu yöntemle sülüklerin minimum 4 besleme sonunda, takribi 8-10 ay sonra 3.0-6.5 gr ağırlığa ulaştıkları görülür. Sadece kurbağa kanı ile toplam 7-9 kez beslenen sülükler ancak 17-20 ayda 0.5-2.0
gr ağırlığa ulaşabilirler. Sıcak kanlı memeli hayvanların kanları sülüklerin gelişmesinde çok
büyük öneme sahiptir. Laboratuvar koşullarında 6 kez optimal bir beslemeyle sülüklerin 12-
18 ayda 8-15 gr ağırlığa çıkarılması mümkündür (Sawyer, 1986)

Kullandığımız Sülükleri Ne Yapmalıyız?

Türü yok olmakla karsı karsıya olan sülükleri imha etmek bu sanata ve bu tıbba verilecek en büyük zarardır. Sülük dediğimiz bu canlıların tek besini kandır. Su içerisinde birkaç çeşit planktonla beslense de temel madde kandır. Veya şöyle ifade edelim, bizim kullandığımız tüm sülükler mutlaka kan emmiştir. Kozadan cıktığı andan itibaren kan emerek büyürler. Bir sülüğün kozadan çıkıp kullanacak boya gelmesi normal koşullarda 6 ay kadar zaman alır. Bu yaz aylarında daha da hızlı olup 4 aya düşebilir. Nisan ayından Ekime kadar büyüme süreçleri vardır. Bu büyüme esnasında MUTLAKA bir canlıdan kan emmek zorundadırlar. Bu konak canlı yılan da olur kurbağa da olur balık vb bir çok şey olabilir. Yani kullanıdığınız sülükler gölde mutlaka bir canlıyı emmiş olmak zorundadırlar. Gölde 3 ay boyunca kurbaga yılan emen sülüğü aldım 1 ay temiz suda beklettim, dış sterilizasyonunu yaptım ve kendime kullandım diyelim. Bir sağlık sıkıntı olur mu ? Herkesin yaptığı şey bu zaten. Peki neden bir insanı emen sülüğü göle atmıyoruz. Zaten kan emen sülük harekat kabiliyeteri kısıtlandığı için içindeki kan bitinceye kadar saklanır ve çamura gömülür. Tekrar çıkması için içindeki besini bitirmesi ve acıkması gerekir.

Bu size göre yanlış bir şey. Soruyorumo zaman gölde yılan kurbağa balık salyangoz emen sülüğü kullanınca sıkıntı olmuyor da neden daha öncesinde insan emen bir sülüğü kullnınca sıkıntı oluyor.

Şimdi diyeceksiniz ki, kanla bulaşan hastalıklar. Arkadaşlar bu kan hastalıkları bir insan neslinde mi var. Kurbağaların yılanların kanında hastalık olamaz mı ? Hatta göl ortamının bizzat kendi içinde bir çok ölümcül mikrop yok mu? Zehirli zooplanktonlar yok mu?

Bir de şuna göz atalım. Diyelim ki bulaşıcı bir hastalık sahibi olan kişi sülük yaptırdı. Bu sülüğü doğal ortamına saldık. 6 ay sonra yakaladık geldik. Şimdi bu sülük bu hastalığı taşıyor mu ?

Kanda yaşayabilen ve çoğalan mikroplar kanın yapısının bozulmasıyla yaşayamazlar. Sülüklerin midesinde 6 ay değil 6 hafta bekleyen kan artık kan olma özelliğini yitirir ve mikrop taşıyamaz. Sülüğün sindirmiş olduğu kan yapısını değiştirir. Sindirilir yani. Nasıl hala kan olma özelliğini gösterip de mikrop taşısın. Bazı kan hücreleri ferd olarak bulunabilir. Bir alyuvar 6ayda sindirilmeyebilir. Fakat bu kanın yapısının değişmediğini göstermez. Bir tek alyuvar bulmak ayır bir iştir, kanın yapısının bozulması ayrı.
Peki nasıl oluyorda o kadar mikrobun kanını emen sülük insana bir hastalık bulaştırmıyor.

Çünkü sülüklerin fıtratı mikropları yok etmek ve onlara karşı bağışıklık kazanmak üzeredir. Gelen mikrobu hemen yok eder etksiz hale getirir ve bu konuda bağışıklık kazanır. İşte bizde bu kazanılan bağışıklığın peşindeyiz. Bu yüzden sülük yaptırıyoruz. Eğer sülüğün başa çıkamayacağı bir mikrop ise zaten sülük ölmüştür.

Birazcık daha mantıklı düşünelim. Kurbağa emen sülük emdiği kanda hangi hastalıklarla karşılaşır. Genelde kurbağaların hastalıklarıyla. Bunun neticesinde kazanılan bağışıklık kurbağaya karşı kazanılmış olur. İnsana da faydası olur fakat eğer siz 6 ay önce bir insan emmiş ve doğal ortamına bırakılmış bir sülüğü kendinize uygularsanız bu daha faydalıdır. Çünki insan kanıyla karsılasan sülük ilk seferde gerekli bağışıklığı kazanmıştır. Ve kurbağa karşı değil de insana karşı gelişen bir bağışılığı vardır. Bu yüzden daha faydalıdır.

Doğaya saldığımız sülüğü bir başkasının kullanması ihtimali nedir ?

Çok düşüktür. Çünkü tok sülük saklanır. Aç sülük yakalanır. Tok sülük aldığı once besin ile üremeye başlar ve anaç hale gelir. Bu haldeyken de zaten biz onu koza yapmakla mesgulken görrüz.

İddia: Bir kez kan emip enzim boşaltan sülük bir daha enzim toparlamak için 6 ay bekler.

Bu iddiaya karşı soru. Sizin kullandığınız sülükler en son ne zaman kan emdiler kendi ortamlarında ? Bunun bir kaydı var mı elinizde. Siz aldınız 1 ay beklettiniz diyelim. Ama o sülük toplanmadan 1 hafta yada bir ay içinde kan emmiş olabilir. Kaldı ki nisan ayında kozadan cıkan sülük 0,5 üzerinde 3 ayda cıkar. Ve kan eme eme büyür bu canlı. İnsanı emince enzimler boşalıyor da kurbağa emince neden boşalmıyor. Veya siz bunun kaydını nasıl tutuyorsunuz ?

Sülükler enzimlerini bitiriyorsa en son bir ay önce emen sülüğü uygulayınca ısırdığı yerde kanın durması gerekir. Çünki içinde enzimleri yok. Acaba ? Sülüklerin bir çok enzimi vardır ama en çok bilinenleri kanı inceleten ve pıhtılaşmayı engelleyen enzimlerdir. İddia edildği gibi sülük tüm enzimi boşaltıyor ve 6 ayda tamamlamıyorsa emdikten 1 ay sonra tekrar emen sülüğün kanı hemen durmalı akmamalı. Lakin durum böyle değil. Şimdi diyebilirsiniz o kadar enzim var. Hepsi geri dönmüyor. Hirudo ve apiraz gibi enzimler en çok faydamıza olan enzimlerdir sülük tedavisinde. Diğerlerinin adını bile bilmez çoğu kişi.

Enzim hikayesi de fos çıktığına göre artık kapanışı yapalım.

Arkadaşlar ben konya çevresinde adı dülüklü göl olan ama içinde su olmayan bir çok eski gölet buldum. Göller kuruyor. Devlet, köylü balık tutsun diye sülüklü gölleri balıklı göl yapıyor. Tüm bunlar sülüklerin populasyonunu azaltıyor. Zirai ilaçlar hakeza aynı etkiyi yapıyor.

Siz bu durumda kullandıgınız sülüğü öldürün diyorsunuz. Biraz insaf ve vefa sahibi olun. 10 yıl sonra sülüklerin bitebileceğini düşünün. Yapmayın doğada işleyen düzeni bozmayın. Bu düzenden zararsızca faydalanın.